Ebû Şeybe el-Ensârî el-Hudrî Radıyallâhu Te'âlâ Anh Sahâbe-i Kirâm Hazarâtı'ndandır. Meşhur Sahâbî Ebû Saîd el-Hudrî Radıyallâhu Anh'ın kardeşi olduğunu Taberânî nakletmiştir.
Bu hususta Ebû Şers Radıyallâhu Te'âlâ Anh şöyle anlatmıştır: "Biz (Hicri 49/Miladi 669) Konstantîniyye ğazâsında Muâviye Radıyallâhu Anh'ın ordusuyla birlikte cihâda çıkmıştık. Surların dibine kadar geldik. O sırada fetih müyesser olmayıp dönerken bir adam: 'Ey insanlar!' diye bağırmaya başladı. Birçok insanla birlikte ben de ona doğru yöneldim. Bir de baktım ki başının üzerine şal gibi bir şey atmış ve başını kapatmış bir adam bize şöyle diyordu: 'İçinizde beni tanıyan var mıdır? Ben Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in sâhibi (sohbetinde bulunan eshâbından) Ebû Şeybe el-Hudrî'yim. Ben, Rasûlüllâh Sallellâhu Te'âlâ 'Aleyhi ve Sellem'i: 'Her kim ihlas ile (samimi bir itikad ile) Allah'tan başka hiçbir ilah bulunmadığına şahitlik ederse (imanlı bir şekilde Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû) derse cennete girdi. Artık siz amel edin ama (amellerinize) güvenmeyin.' buyururken işittim.' dedi ve vefât etti. Biz de onu o yerde (naaşını oynatmadan hemen oracıkta) defnettik. (İbnü Hacer el-Askalânî, el-İsâbe fî temyîzi's-sahâbe, terceme rakamı: 10115, 7-177/178; İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-Ğâbe fî Ma'rifeti's-Sahâbe, terceme rakamı: 6006, 5-168/169)
Dolayısıyla Ebû Şeybe el-Hudrî Radıyallâhu Anh İstanbul surlarının dibinde şehîd olmadan önce son söz olarak Kelime-i Şehâdet getirenin cennete gireceğine dair Hadîs-i Şerîfi rivayet etmiştir.
Demek ki; Ebû Şeybe el-Hudrî Radıyallâhu Anh, Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in "İstanbul surlarının dibinde salih bir zat defnedilecektir." (Şihâbüddîn Ahmed İbnü Abdi Rabbih, el-'Ikdü'l-ferîd, 5/116) hadîs-i şerîfi'nde methedilen ve sâlihlerden olduğu beyan edilen yüce bir Sahâbîdir. Yıllar süren restorasyondan sonra Elhamdülillâh ziyarete açılmıştır. Etrafında da birkaç Sahâbî ve Muhammed el-Ensârî, Hazreti Ka‘b, Hazreti Hâfir, Hazreti Abdussâdik, Hazreti Şu‘be, Hazreti Câbir Radıyallâhu Anhum gibi binlerce tâbiîn hazarâtı'ndan şehitler yatmaktadır. Dolayısıyla o makam çok mukaddestir ve orada yapılan dualar müstecâbdır (kesinlikle kabul edilmektedir). Dualarının kabul olunmasını isteyenler Hâlid ibni Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî Radıyallâhu Anh'tan sonra mutlaka Ebû Şeybe Radıyallâhu Anh Hazretleri'ni ziyaret etsinler.
Zaten Osmanlı döneminde padişahlar kılıç kuşanırken evvela Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri'nin türbesinde kılıç kuşandıktan sonra mutlaka Ebû Şeybe Radıyallâhu Anh Hazretleri'ni ziyaret ederlerdi. Maalesef günümüzde Ebû Şeybe Hazretleri'nin kabri çoğu kişi tarafından bilinmemektedir. Bundan dolayı birbirimize duyuralım. Bize İslâm'ı getirmek için seve seve canını veren bu yüce Şehit Sahâbî'yi unutmayalım ve unutturmayalım.
Allâh-u Teâlâ, bizleri ve İstanbul’da defnedilmiş cümle müminin-i müminâtı kabirlerimizden kalktığımız günde Ebû Eyyûb el-Ensârî ve Ebû Şeybe el-Hudrî (Radıyallâhü Anhümâ) hazarâtının sancaklarının altında cem eyleyip onlar vesîlesiyle Rasûlüllâh Sallellâhu 'Aleyhi ve Sellem'in sancağı şerîfine iltihâk edebilmeyi bizlere müyesser eylesin. Âmîn!
Nitekim Büreyde Radıyallâhu Anh’dan rivayet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh Sallellâhu Teâlâ 'Aleyhi ve Sellem: “Benim ashabımdan hangi bir adam bir beldede ölürse artık o, o(rada defnedilmiş ola)nların kıyâmet gününde imamıdır (o civârda defnedilen Müslümanlar onun sancağı altında toplanarak o zâtın önderliğinde mahşere geleceklerdir).” buyurmuştur. (İbnü 'Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, terceme rakamı: 500, 2-412; es-Süyûtî, Câmi'u'l-ehâdîs, rakam: 9948, 10-421/423; 'Alî el-Müttakî, Kenzü'l-'ummâl, rakam: 32514, 11-537)